Arşivimi karıştırırken adı yalnızca “haber.doc” olan bir Word dosyasına rastladım. Microsoft Word 2000 ile kaydedilmiş, Türkçe karakterleri ancak dönüştürünce düzgün görünen, otuz beş bin kelimelik bir derleme. İçinde 1999-2001 yıllarından bilim ve teknoloji haberleri var: CNN’den, New Scientist’ten, NASA bültenlerinden çevrilmiş kısa notlar, gazete kupürleri, bir zamanlar bir bilim sitesine hazırlanmış yazılar.
O yıllarda internet yeni yeni evlere giriyordu. Bu tür dosyalar, bir siteye içerik hazırlarken ya da sadece merak ettiğimiz için biriktirdiğimiz notlardı. Bugün okuyunca başka bir şeye dönüşüyorlar: geleceğin nasıl hayal edildiğini gösteren bir zaman kapsülüne.
Bu yazıda o dosyadan seçtiğim birkaç haberi bugünle yan yana koyacağım. 1999’da ne yazılmıştı, 2026’da ne oldu? Bazı tahminler tuttu, bazıları bambaşka bir yoldan gerçekleşti, bazıları da hâlâ bekliyor.
“Suni Beyin Yapıldı!”
Dosyadaki en çarpıcı başlık bu. Habere göre Uluslararası Enformasyon Bilimleri Akademisi üyesi Vitali Valtsev, “insan beyninin işlevlerini yerine getiren ilk akıllı makinenin” Rusya’da yapıldığını açıklamış. Haberin altında bir de uyarı var: Bu yapay beyin “bir bebek kadar saf”; eğitilmezse “bir suçlu veya düşmana dönüşebilir.”
O nörobilgisayar bilim tarihine bir dönüm noktası olarak geçmedi. “İnsan gibi düşünen ilk bilgisayar” başlığı, o yılların sık görülen abartılarından biri olarak kaldı. Valtsev’in kendisi de 1940’lardan beri süren yapay zekâ denemelerinin başarısız olduğunu kabul ediyordu.
Ama haberin ikinci yarısı bugün şaşırtıcı derecede tanıdık geliyor. Kasım 2022’de ChatGPT’nin çıkmasıyla yapay zekâ gündelik hayatın parçası oldu. Şimdi en çok tartışılan soru tam da Valtsev’in dediği şey: Bu sistemleri nasıl eğiteceğiz ki bize dost kalsınlar? Bugün buna “hizalama” (alignment) deniyor ve ilgili araştırmalar büyük yapay zekâ şirketlerinin ayrı ekiplerle yürüttüğü bir alan haline geldi.
Yani 1999’daki haber yanlış makineyi müjdeledi ama doğru soruyu sordu. Bu soruyu “Fişini Çekebilir miyiz?” yazımda ayrıntılı olarak ele almıştım.
Beyne Enjekte Edilen Bilgisayar
Bir başka haber “pirinç tanesi büyüklüğünde” bir bilgisayardan söz ediyor. Habere göre bu bilgisayar insan bedenine enjekte edilebilecek, internete bağlanacak ve sesle yönetilecekti. Beyne yerleştirilirse şunlar mümkün olacaktı: Telefon tuşlarına dokunmadan, düşünerek arama yapmak. Arabanın kapısını düşünceyle açmak. Kumandasız kanal değiştirmek.
Haberin dili bugün naif geliyor; “düşüncenizle bitkilerin yapraklarını oynatabileceksiniz” gibi cümleler bilimden çok bilimkurguya ait. Ama ana fikir, yani düşünceyle makine kullanmak, bugün klinik denemelerde gerçekten uygulanıyor.
Ocak 2024’te Neuralink, ilk insan hastası Noland Arbaugh’un beynine implant yerleştirdi. Felcli olan Arbaugh, bilgisayar imlecini düşünerek hareket ettirebiliyor, oyun oynayıp internette gezinebiliyor. 2026 yılının ortasında implant taşıyan hasta sayısı yirmiyi aşmıştı. Denemeler ABD’nin yanı sıra Kanada, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde sürüyor.
Aradaki fark şu: 1999’un hayali, herkesin cebindeki telefonu düşünceyle kullandığı bir gelecekti. Bugünkü gerçek ise felcli hastalar için geliştirilen, beyin ameliyatı gerektiren tıbbi bir cihaz. Teknoloji geldi ama önce en çok ihtiyacı olanlara geldi.
“Körler Görebilecek”
Dosyada görme engelliler için geliştirilen iki teknolojiden söz ediliyor. Bugünden bakınca ikisinin de öngörüsü tuttu. Ama sonuçları birbirinden çok farklı oldu.
Birincisi Wisconsin Üniversitesi’ndeki araştırmacıların “dil yordamıyla görme” cihazı. Gözlükteki kameranın görüntüsü, dilin üzerine konan pul büyüklüğünde bir elektrot plakasına hafif karıncalanmalar olarak aktarılıyordu. Haberde araştırmacılar, cihazı beş yıl içinde yaygın ve pratik hale getirme sözü veriyordu. Beş yıl değil on beş yıl sürdü: Wicab şirketinin BrainPort V100 adlı cihazı Haziran 2015’te ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden (FDA) satış izni aldı.
İkincisi Johns Hopkins’te Mark Humayun ve ekibinin retina çipi. Bu çalışma Argus II adıyla ürüne dönüştü; Avrupa’da 2011’de, ABD’de 2013’te onay aldı. Dünya genelinde 350’den fazla kişiye takıldı. Sonra hikaye beklenmedik bir yere gitti. Üretici şirket Second Sight, 2019’da ürünü bırakacağını açıkladı, 2020’de ise çalışanlarının çoğunu çıkardı. Gözlerinde implant taşıyan insanlar, arıza olunca tamir ettirecek kimseyi bulamaz hale geldi. Bazıları yedek parçayı kendi imkanlarıyla bulmaya çalıştı.
1999’daki haber “gözün aydın” diye bitiyordu. Argus II’nin hikayesi ise bu habere bir soru ekliyor: Vücudumuza giren bir teknolojiyi üreten şirket batınca ne olacak? Bugün Neuralink de Blindsight adıyla görme merkezini doğrudan uyaran bir implant üzerinde çalışıyor ve bu cihaz Eylül 2024’te FDA’dan “çığır açıcı cihaz” statüsü aldı. Aynı soru bu cihaz için de geçerli.
“Kader Yarım Saniye Önde”
Dosyadaki en felsefi yazı bilinç üzerine. Yazı Stanislaw Lem’in bir öyküsüyle açılıyor: Bir mucidin bodrumundaki kutularda yaşayan, dünyalarını kablolardan gelen sinyallerle algılayan insanlar. Ardından söz Benjamin Libet’in ünlü deneylerine geliyor.
Libet deneklerden diledikleri anda parmaklarını oynatmalarını istemiş ve beyin aktivitelerini ölçmüştü. Beyindeki hazırlık sinyali, kişinin “şimdi oynatacağım” diye karar verdiğini fark ettiği andan önce başlıyordu. Yazı bundan çarpıcı bir sonuç çıkarıyor: Kararları aslında beyin veriyor, bilinç ise olanları yarım saniye geriden izleyen bir monitör. Yazı bir de soru soruyor: Bir katil “tetiği çeken aslında ben değildim” derse ne olacak?
Bu tartışma 25 yılda eskimedi ama yön değiştirdi. 2012’de Aaron Schurger ve ekibi, Libet’in ölçtüğü sinyalin bir karar olmayabileceğini öne sürdü. Onlara göre beyindeki rastgele dalgalanmalar bir eşiğe ulaşınca hareket başlıyor. Pek çok denemenin ortalaması alınınca bu dalgalanmalar sonradan “hazırlık sinyali” gibi görünüyor. Yani 1999’da “özgür irade çöktü” diye sunulan bulgu, bugün çok daha temkinli okunuyor.
Bu bölüm yapay zekâ tartışmalarına da bağlanıyor. Bugün aynı soruyu makineler için soruyoruz: Bir dil modeli bir cevabı “neden” verdi? Kendi verdiği açıklama, içeride gerçekten olanı mı anlatıyor, yoksa sonradan kurulmuş bir hikaye mi? Libet’in insan beyni için sorduğu soru, şimdi yapay zekâ için de soruluyor.
“İnternet Cebinizde Olacak”
Dosyada “İnternet nedir?” diye başlayan bir yazı var. O dönem bu soruyu sormak gerekiyordu. Yazıya göre 1997 sonunda internette 100 milyonu aşkın insan ve 20 milyonu aşkın bilgisayar vardı. Yazar interneti bir “bilgi denizi”, bir “dev kütüphane” ve bir “demokrasi platformu” olarak tanımlıyor. Gelecekte internet üzerinden alışveriş yapacağımızı, uçak bileti alacağımızı, gazete okuyacağımızı müjdeliyor.
Yazının sonunda güzel bir hatıra var. Yazarın lisedeki kimya hocası, 1930’ların ders kitaplarında elektriğin şöyle tarif edildiğini anlatırmış: “Ne idüğü belirsüz, ettiğünden bellidür.” Yazar da soruyor: Bu tanımı internet için kullanabilir miyiz?
Bir başka haberin başlığı “2000’de İnternet Cebinizde Olacak.” Habere göre Sun Microsystems’in Java teknolojileri sayesinde internet, bilgisayardan çıkıp cep telefonlarına taşınacaktı. Tahmin tuttu ama 2000’de değil, asıl olarak 2007’de iPhone ile; Java ile değil, dokunmatik ekran ve uygulama mağazalarıyla. Bir başka haberde Dallaslı 26 yaşındaki Mitch Maddox, 1 Ocak 2000’den itibaren bir yıl boyunca tüm ihtiyaçlarını yalnızca internetten karşılayacaktı. O gün “internet dünyasının en ilginç projesi” sayılan bu deney, bugün milyonlarca insanın sıradan günlük hayatı.
Rakamlar da bunu gösteriyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne (ITU) göre 2025’te yaklaşık 6 milyar kişi, yani dünya nüfusunun dörtte üçü internet kullanıyor. 1997’deki 100 milyonun altmış katı. Ama aynı rapora göre 2,2 milyar insan hâlâ çevrim dışı. “Demokrasi platformu” hayali konusunda ise artık o kadar iyimser değiliz; bu da başka bir yazının konusu.
Ara Not: Y2K Korkusu ve Kopya Köpekler
Dosyada gülümseten haberler de var. Bunlardan biri 2000 yılı sorunu, yani Y2K. Bilgisayarların yılı iki haneyle tutması yüzünden 1 Ocak 2000’de sistemlerin çökeceğinden korkuluyordu. Bu konuyu anlatan site year2000.com, haberine göre 10 milyon dolara satılmış. Sonra yeni yıl geldi ve dosyadaki haberin başlığıyla “Y2K Problemi Ufak Sıyrıklarla Atlatıldı.” Başka bir haber Amerikalıların kriz için stokladığı konservelerin ellerinde kaldığını yazıyor. (Ufak bir not: Felaketin yaşanmamasının bir nedeni de yıllarca süren düzeltme çalışmalarıydı.)
Diğeri “Ünlüler, Köpek Kopyalama Derdinde” başlıklı haber. Dolly koyunundan sonra sıra köpeklere gelmiş. Teksas A&M Üniversitesi’ndeki Missyplicity projesi ünlülerin ilgisini çekiyor; haberde Elizabeth Taylor ve Snoop Doggy Dogg’un da sıraya girdiği yazıyor. Fiyat 3 milyar eski Türk lirası, süre “beş yıl içinde.”
Tahmin gerçekleşti, üstelik neredeyse söylenen sürede. İlk klon köpek Snuppy 2005’te Güney Kore’de doğdu. 2018’de Barbra Streisand, ölen köpeği Samantha’nın hücrelerinden iki köpek klonlattığını açıkladı. Bugün ABD’de evcil hayvan klonlama hizmeti satın alınabiliyor; ViaGen Pets bunun için 50 bin dolar istiyor. 1999’un tuhaf haberi, bugün bir hizmet sektörü.
Dosyadan Başlıklar
Yazıya giremeyen ama göz ardı etmeye de kıyamadığım birkaç başlık daha. Bazıları tuttu, bazıları unutuldu, biri de sonradan çürütüldü.
- “116 ve 118 Numaralı Elementler Keşfedildi” (8 Haziran 1999) — Bu keşif 2001’de geri çekildi; verilerin sahte olduğu ortaya çıktı. İki element daha sonra başka laboratuvarlarda gerçekten bulundu ve bugün livermoryum ile oganesson adlarını taşıyor.
- “Microsoft Kaynak Kodunu Açıyor” (17 Mayıs 1999) — Habere göre bu kararın arkasında Linux’un başarısı vardı. Microsoft 2018’de, açık kaynak dünyasının merkezi sayılan GitHub’ı satın aldı.
- “Mars Yörünge Aracının Kaybolma Nedeni Bulundu” — 125 milyon dolarlık araç, ekipler arasındaki bir ölçü birimi uyuşmazlığı yüzünden kaybolmuştu. Bugün mühendislik derslerinde hâlâ örnek olarak anlatılıyor.
- “Turizmin Son Gözdesi: Uzay” — 90 bin dolara uzay yolculuğu vaat ediliyor, 100 bilet satıldığı yazılıyordu. İlk uzay turisti Dennis Tito 2001’de uçtu; kısa süreli uzay turları ise ancak 2021’de düzenli hale geldi.
- “Çin, İnsanlı Uzay Uçuşlarının Eşiğinde” — Çin ilk astronotunu 2003’te uzaya gönderdi; bugün kendi uzay istasyonu var.
- “Europa Uydusunda Hayat Var mı?” — Soru hâlâ yanıt bekliyor. NASA’nın Europa Clipper aracı 2024’te bu soruyu araştırmak üzere yola çıktı.
- “SETI, ‘Sabırsız’ Yardımcılardan Dertli” — Ev bilgisayarlarıyla uzaylı sinyali arayan gönüllüler, programı “hızlandırmaya” çalışırken zarar veriyordu. SETI@home 2020’de veri dağıtımını durdurdu.
- “Bilim Adamları: 5 Mayıs’ta Gezegenlerin Dizilişi Kıyamete Yol Açmayacak” — Y2K’dan sonra sırada bu kıyamet senaryosu vardı. Bir astronomi profesörü gezegenlerin “ip gibi dizilmeyeceğini” anlatmak zorunda kalmış.
- “Avrupa’nın İlk İnternet Evi Satışa Çıkarıldı” (2 Kasım 1999) — Londra’daki evin bahçesi başka bir ülkeden internetle sulanabiliyordu; fiyatı 825 bin dolar. Bugün bunu birkaç yüz liralık akıllı prizlerle yapıyoruz.
- “Artık Elektrikli Kaykay Moda” — Pekin’de tanıtılan, saatte 16 kilometre giden elektrikli scooter’lar. Bugün şehirlerin kaldırımlarını dolduruyorlar.
- “Elektronik Burun Taze Meyveleri Kokluyor” (29 Haziran 1999) — Warwick Üniversitesi’nin koku alan cihazı.
- “Robot Balık” (29 Mayıs 1999, New Scientist)
- “Köpek Kemiği Şeklinde Dev Bir Asteroid Saptandı” — Mars ile Jüpiter arasındaki asteroit kuşağında, radarla görüntülendi.
- “Türkiye’de Uzay Kampı Açılıyor” — İzmir’de 7-16 yaş arası çocuklar için kurulan, Türkiye’nin ilk uzay kampı.
- “Deprem Zararları Kolayca Tespit Edilebilecek” (1 Eylül 1999) — Marmara Depremi’nden iki hafta sonra yayımlanmış, binalardaki çatlakları tespit eden bir yöntem haberi.
- “Arzın Merkezine Deprem Sondası” — Çinli bilim insanları, depremi anlamak için yerkabuğuna 5 kilometrelik bir delik açacaktı.
25 Yıl Sonra Bugünü Kim Okuyacak?
Dosyayı kapatırken aklımda şu kaldı: 1999’un tahminleri çoğunlukla yanlış değildi, sadece takvimleri ve adresleri yanlıştı. İnternet cebimize girdi ama Java ile değil. Körler için cihazlar geldi ama beş yılda değil. Beyinle kontrol edilen bilgisayar geldi ama herkese değil, en çok ihtiyacı olana. “Suni beyin” ise yanlış adreste müjdelendi ama sorduğu soru bugünün ana sorusu oldu.
Bugün biz de her gün yapay zekâ haberleri okuyoruz: Hangi işler kaybolacak, makineler ne zaman insan seviyesine ulaşacak, hangi hastalıklar çözülecek. Bu haberler 2051’de bir arşiv dosyasından çıktığında nasıl okunacak? Bazıları “Suni Beyin Yapıldı” kadar naif görünecek, bazıları da “İnternet Cebinizde Olacak” gibi tutmuş olacak. Hangisinin hangisi olduğunu bugünden bilmek zor.
Belki en iyisi o eski kimya hocasının sözüne dönmek. Yapay zekâ için de bugün söyleyebileceğimiz en dürüst cümle bu olabilir:
“Ne idüğü belirsüz, ettiğünden bellidür.”
Kaynaklar
- Neuralink in 2026: Where the Brain-Computer Interface Stands Today
- Neuralink Reaches 26th Patient in Ongoing Brain-Computer Interface Trials
- Blindsight (Neuralink) — Wikipedia
- FDA approves BrainPort V100 device to orientate blind people — Medthority
- Their Bionic Eyes Are Now Obsolete and Unsupported — IEEE Spectrum
- Schurger et al. 2012 üzerine yorum — Anil Seth, New Scientist
- ITU Facts and Figures 2025
- Barbra Streisand cloned her dogs — The New Daily




